1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. 8 Mart Kadınlar Günü Münasebetiyle
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

8 Mart Kadınlar Günü Münasebetiyle

A+A-

8 Mart Dünya Kadınlar günü münasebetiyle gerçekleştirilen günün şöyle bir mâzisine gidelim istiyoruz efendim bugünkü yazımızda.

Kadın haklarının ortaya konduğu ilk mücâdeleler 8 Mart 1857 yılında A.B.D’nin Newyork kentinde tekstilde çalışan kadınların erkeklerden düşük ücret almalarından kaynaklanan protestolarla başladı. Kadınlar bu protestolarda kendileri için daha iyi yaşam koşulları ve doğum izni gibi sıkıntılarını da dile getirdiler. İlerleyen yıllarda Danimarka’da, Moskova’da kadınlara özgü problemlerin giderilmesi adına çeşitli araştırmalar yapıldı çalışmalar gerçekleştirildi, konferanslar düzenlendi. Avrupa’da Avusturya, Danimarka, İsveç, İsviçre ve Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hürriyeti, oy kullanma hakkı, meslek edinme ve meslekî eğitim hakları hususlarında birtakım iyileştirmeler gerçekleştirildi. Nihâyet 1977 yılında Birleşmiş Milletler genel toplantısında 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Yılı’ olarak resmen kabul edildi ve kutlanmaya başlandı. Ülkemizde de 1984 yılından itibâren ‘Dünya Kadınlar Yılı’ kutlamaları oluştu.

Birleşmiş Milletlerin kadınlara has böyle bir kutlamayı kabulündeki ana unsurlar şunlardı: Dünya barışına katkı (!), sosyal cemiyet hayâtının gelişimde temel insan haklarının kadınlara uygulanırken ki eksikliklerin giderilmesi ve kadının kendini geliştirmedeki gereksinimlerinin temini, erkeklere tanınan haklardan kadınların da eşit olarak yararlanması idi. Bunların yanı sıra kadının kendine özgü imtiyazların kullanılmasındaki meşruiyetin tanınması (doğum izni, süt izni, yarım gün çalışma) gibi hususlarda vardı. Doğrusu o günlerden bugünlere çok mesafe alındığı söylenemez.

Her sene tespit edilen 8 Mart kadınlar gününde kadınlara has konular üzerinde hassâsiyetle durulur çeşitli kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışma ve görüş birlikteliği sağlanarak problemli konular masaya yatırılarak hararetle tartışılır, konuşulur, bildirgeler ve eylem planları ortaya konur. Ama yine de istenilen sonuç elde edilemez. Neden? Zira bu iş aslında hem bir süreç konusudur hem de eğitim meselesidir. Eğitim yapılırken insan öncelenir ki burada öncelenen de kadındır ve onun problemleridir. Avrupa ülkelerinde kadın haklarının iyileştirilmesine yönelik bazı iyileştirmeler ve kazanımlar geç de olsa yapılmasına karşılık ülkemizde bütün iyi niyete rağmen yine de pek mesafe alındığını söyleyemeyiz. Son günlerde bu sorunlara çok revaçta olan bir de kadına şiddet konusu eklendi. Bu konuda pek çok çağdaş dünyanın yararlandığı en son teknik takipler yapılmasına rağmen yine sıkıntı devam ediyor. Hatta üzerinde hassasiyetle durulduğu için artıyor da. Kadın hakları konusunun sâdece ‘kadına şiddet engellensin’e indirgenmesi çok yerinde bir karar değil bu işin yalnızca bir boyutudur.

İnsanoğlunun doğumundan ölümüne kadar ki olan yaşam basamaklarının her birinde sınırsız emek ve fedâkarlıkları, engin şefkat ve muhabbeti bulunan kadını maddi boyutuyla değil kutsi yönüyle değerlendirmenin daha doğru olacağı kanaatindeyiz. Kadın tüm insanlığa kutsi bir emânettir. Ve ‘Cennet anaların ayakları altındadır’ yüce hakikatinden hareketle kadınların ayaklarının altına cennetin serilmesi gerçeği kadına yüklenen ‘analık’ misyonundan dolayıdır. Kadın bu ulvi misyonuna uygun tavırlar sergilediğinde ebedi saadet ve ebedi mutluluğu kazanmaya aday olarak kutsal ile buluşur.

Kadın en mükemmel ve son din olan İslam ile yücelmiştir. Bu yüce dînin önderi, insanlığın iftiharı, en güzel ahlakın timsâli Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselam, kadınlara karşı davranışlarındaki yumuşaklık, nezaket ve hakperestlik kadına nasıl bakılması gerektiğini gâyet açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur. Hz. Peygamber aleyhisselam kadın haklarını en doğru kullanan ve onun kutsiyetini pratik uygulamalarıyla bütün dünyaya ilan eden tek liderdir. Bugünkü insanlığın kadına bakışındaki ölçüsüzlük ve seviyesizlik bu hakikati bir kez daha kanıtlıyor.

Biz de diyoruz ki, problemlerimizin çözümünü yanlış yerlerde ve yanlış adreslerde aramayalım. Problemin cevâbı yanlış sorulardan bulunmaz. Doğru adres, doğru cevaplar İslâm’ın ve onun rehberi Hz. Muhammed aleyhisselâm’ın pratik uygulamalarındadır. Kadın konusunda olduğu gibi her sıkıntılı durumla karşılaştığımızda kendi ölçütlerimiz, kendi inançlarımız dâhilinde çözümler aranmalı ve bulunmalıdır vesselam.

Bu yazı toplam 5636 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.