1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. 2. Cihan Harbi Yıllarında ki Yaşantı
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

2. Cihan Harbi Yıllarında ki Yaşantı

A+A-

Bugün 1930 ve 1940’lı yılların çocuk ve gençleri olan bizlerle ile ebeveynlerimizin 2. Dünya Savaşı yıllarında ne zorluk ve yaşam içinde olduğunu anlatmak isterim.

 Bilenlerimizin çok az kaldığı bu günlerde ki görülenleri, bu günün genç ve ebeveynlerinin bilgi edinmesi tarihsel bir öğrenim olacaktır.

***

O günleri bilenlerin, bugünün bolluk içinde ve bilhassa sağlıkta ki kolaylıklar içinde yaşamı yaşar ve görürken

Acı bir hatıra kalır içlerinde.

***

1939’da başlayıp 1945 yılları arası olan, 2. Cihan (sonraları 2. Dünya Savaşı ismini aldı) harbi yıllarında bizlerin yaşamına ait olaylar…

Bugünün gençliği hatta ebeveynlerinin karşılaşmadığı bu yaşam için masal gibi gelecek, belki de inanamayacaklar ama…

Ne yazık ki vakı-a dır. Dedeleri veya baba dedeleri sağ ise bir de onlardan dinleseler diye düşünürüm.

***

1-Eylül -1939 sabahı Almanya Führeri Adolf Hitler’in Polonya’ya saldırısını yazan gazeteler ve dinlenebilen radyo halka duyurmuştu.

2.Cihan Harbi böylece başlamış, Alman uçakları Lehistan’ın (Polonya) askeri yerlerini yerle bir etmekle kalmıyor karadan da hücum ediyordu.

Dikkat ediniz hastane, okul ve iskân yerlerini vurmak kaide de yoktu.

***

Lehlerin kahramanca karşı koydukları savaş ne yazık ki…

Önceleri İngiltere, Fransa topluluğu müttefiklerde bulunup Almanya ile antlaşması olmayan Rusya…

Lehistan’ı alırsa bana da vurur düşüncesi olacak ki derhal Almanya ile ittifak antlaşması yapmakla kalmamış Lehistan’a o da hücum etmişti.

İki cephe arasında kalan Lehistan dayanamadı ve vatanlarının yarısı Alman yarısı SSCB yani Rusya işgaline girmişti.

***

O günlerde renkli ve karikatürlü haber veren Konya eski valilerinden Cemal Bardakçı’nın yayınladığı “Köroğlu” köylü gazetesinden okurduk haberleri.

***

TV’yi bırakın radyo bile şehrimizin önde gelenlerinin birkaçında vardı ancak.

Bu günlerde, bazı ilçe belediyelerinin duyuru için kullandığı gibi. Konya’da da belediye tarafından muhtelif uzak semtlere konulan hoparlörlerden dinlerdi haberleri. Meraklı olanlar.

***

Dedelerinden kalma bir Alman dostluğu içlerine işlemişti ki. Almanların her zaferini dinleyenler, alkışlamaktan(!) geri kalmazdı

***

O yıllar bazı gıda ve giyecek maddeleri karneye veya yetecek miktarda verilmesi usulünde dağıtım bağlanmıştı.

Ekmek karne ile alınabiliyordu. Evinde un olanlar kontrol sonu onlara karne verilmezdi.

Konya’da ki tek ve büyük yerle yeksan olan ekmek fırını ki, Fenni Fırın önünden geceleyin önünden geçen beş çocuklu ailenin, fırından çıkan koku ve ekmekleri gören çocukları ağlayarak…

“Baba ne olur ekmek al” yalvarmalarına babaları fırıncıya dert anlatsa da, imkânsızdı fırıncının ekmek verebilmesi.

Hepsi acı bir şaşkınlık içinde idi. Çünkü karne varsa verebilir yoksa yoh.. yoh.

Ama Konya’nın tarihi İplikçi, Şerafettin, Alâeddin, Sultan Selim, Nakiboğlu vb. camileri ağzına kadar askeri nöbet altında buğday doluymuş kimin umurunda!

***

Anadolu şehirlerinin tamamen tek veya çift katlı evlerinin % 90’nın da elektrik olmamasına rağmen akşamları karartma yapılması için hepsine koyu siyah perdeler takılması mecburiyeti getirilmişti.

Ya sığınaklar!..

Her mahalledeki birkaç ailenin birleşerek komşu evin birinin bahçesine yapılan, içine insanın uzanarak girebileceği çalı ve toprak örtülü sığınaklar polis tarafından tespit edilir, yapmamış olanlar karakolu boylardı!..

***

İhtiyaç duyulan gıda maddeleri, sağlık işlemleri, askerlik ve yaşam nasıldı.

Bunlara yer kalmadı inşallah gelecek yazımda devam ederim.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Bu yazı toplam 5236 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.